Ana içeriğe atla

Yolun Başındayım - Hislerimizden

Yol, Yalnızlık, Uzun yol, Yolun başı, Yolun başındayım, yalnız yürüyen adam, yalnız başına yürüyen insan

Çok bunalmıştım. Ailemin baskısı, güçsüzlüğüm ve dert ettiğim onlarca şey...

Yapamayacak gibiydim. Her şey o kadar kötü gidiyordu ki her gün bir baş ağrısı, sürekli gözlerim dolu, sinirimi duvarlardan ve evdeki eşyalardan çıkarıyordum. Soruyorlardı bir de "Eşyanı, telefonunu neden kırıyorsun?" diye. Ne yapayım anne? Ne yapayım baba? Sizi mi kırayım? İnsanlara zarar vermek istemiyorum.

Suç kimde mi? Suç bende de var. Fakat temel olarak gördüğüm şeyler küçüklükten beri şiddetti. Eğitimi okuma yazma bilmeyen annemin gözlerimin önümde şiddet görüp beni güzelce büyütmesiyle gördüm. Öğretmenim bile vurmuştu bana. Hal bu ki ben de öğretmen olacaktım. Olmaya çalıştım, çabaladım.

Hiçbir zaman benimsemedim. Babamın yaptıklarını örnek almadım. Okul, dershane ne masraflar varsa şimdi yüzüme söylüyorlar. Üniversiteye kadar okudum ve üniversiteyi de 3 yıl okumaya çalıştım. Ama olmuyor işte yapamıyorum.

Bilinçaltım o kadar deprem gördü ki eskiden günü gününe saydığım bayramların yerine şimdi günleri zor sayar oldum. Sorunlarla büyüyüp kırıklıklarla kalan bir birey oldum şimdi. Benden hayırlı olmamı bekliyorlar. Elbette onun için çabalıyorum ama ben özgüvenimi çoktan kaybettim.
Bir işe kalkışırdım "Yapamazsın!", bir şey geldi aklıma çok güzel olacak hayatımız değişecek "Sen ne bilirsin?", canım ailem ben ne yapayım? Başkaları dese bu kadar umursamam ama neden bu kadar küçük buldunuz çabalarımı, neden elalemin oğlu bunu yapmış sen de yaparsın demediniz de "Elalemin oğlu neler yapmış sen hala adam olma!" dediniz? Çocuktum ben daha ortaokuldaydım. Neyin adamlığı bu baba? Madem adamlıktı sen neden okumadın baba? Polis olmak için mülakatlara gittin, kazandığında neden gitmedin baba?

Öğretmen olan amcamdı bana en çok destek olan, bir yerlere gelmem için çabalayan, geleceğim için en çok düşünen kişiydi. Biliyordum ve farkındaydım her şeyin fakat olmuyordu. Hep bir bahane buluyordum ya da gerçekten özgüvenim bitmişti.

Sürekli bu düşüncelerde boğulmaktan korkarak yaşıyorum. Adliye, askerlik, düğün, eğitim...

Düğün evet, sevdiğim bir kız var ve evlenmeyi planlıyoruz hiçbir gelirimiz olmadan, düşündükçe çıldırıyorum. Başarısız, beceriksiz, korkak bu çocuk gerçekten evlenebilecek miydi? Belki de onun için bu kadar yıprandım. Katlandım. Onunla mutlu olmak için yaşamaya, onunla sonsuzu yaşamaya karar vermiştim. Yoksa gidebilirdim bu dünyadan amaçsızca, kanatlarım olmadan süzülebilirdim yüksek bir buluttan, düşerdim o zaman, annem çok kızardı. Sorardı bana "Dizine ne oldu?" diye, yarım kanatlı annem tutamazdı beni o boşlukta, kurtarıcı kahraman babam da gelmezdi bana, öylesine çaresiz hislerle giderdim karanlığa...

Bu blog yazısını rahatça kahvemi, çayımı yudumlarken yazmak istemez miydim? İsterdim elbette fakat yastıksız yatağımda gözyaşımla ıslanmış yere başımı koydum. Ben hala daha çabalıyorum bir şeyler için fakat onlar görmüyorlar. Blogu geliştirmek, bu işi severek yapmaya çalıştıkça onlar yine "Yapamazsın!" diyorlar ve her muhabbetin içinde mutlaka bunu dile getiriyorlar ya da bakışlarıyla "Sen becereksizin tekisin!" ifadesini çağrıştırıyorlardı zihnimde...

Öylesine pişmanım ki her şeyden her cümlemde bir yaş saklıyorum. Fakat hala içimde bir umut ve beklettiğim hayallerim var. Tüm bunlara rağmen ben hala çocuktum. Biliyordum ki yolun başındayım. En çok da 5 yaşındayım ağlarken...

Bizden şimdilik bu kadar. Bu sunumuzu beğendiyseniz paylaşarak ve yorum yaparak bize destek olmayı unutmayın.
Daha fazlası için Hislerimizden kategorisine göz atabilirsiniz.

Hakkıyla kazanılan başarının arkasında emek ve sabır vardır.

Yorumlar

Popüler

WhatsApp Yüklenmiyor! [Çözüm]

Twitter Dünya Sıralamamı Nasıl Öğrenebilirim? (2017)

Enes Batur PewDiePie'ı Geride Bıraktı!